19 2 / 2012
Ne istedim ki,herşeyi rahatça söyleyebilmek dışında.Buna öncülük yapan cesur arkadaslaarımı kutluyorum.
http://www.youtube.com/watch?v=m3rw0mQ7ekk
Boyumuz gısa galmışşş… :)
12 2 / 2012
“tek hece
yürümüyor muhabbet aksak
biz bu zalim gece de sarılsak ta mı ağlasak
sarılmasak ta mı ağlasak”
12 2 / 2012
Bir dost.
“gerçeğin yerine koyabileceğimiz manevi bir başka can sıkıntısı hali kolay kolay tedarik edilemiyor.. kime inanacağız, kime güveneceğiz.. gerçek çok can sıkıcı gerçekten.. maymundan gelmek istemiyorum artık.. aşk’da en az iki kişi oluyor ve iyi oynayan her daim kaybediyor.. şarap oluyor diye üzümü asıyorlar mı.. bira oluyor diye arpayı kesiyorlar mı.. yeryüzünde insandan başka, kaç canlının bilinçli olarak vahşi olma özgürlüğü var”
ve
“ama eğri, ama doğru, ama öyle, ama böyle.. ilk’lerimizi başkalarında yaşadık.. ve şimdi ilk’lerimizin verdiği buruk tecrübelerle, kırık yetişkinler olarak daha mesafeli, daha savunmaya dönük giriyoruz sonra ki hayatın koynuna.. bir aşk nerede, nasıl kanar.. kim nerede, nasıl yumuşar.. ne zaman kaçmalı oradan, ne zaman yaklaşmalı, nelerden uzak durmalı.. şimdi steril bir hayat var önümüzde.. dezenfekte edilmiş duygularımızla, karantinaya alınmış türlü hayat alanlarında istedikleri gibi fink atabiliriz artık.. kalp zulamızda binbir keşkeler ukdeler biriktirerek.. azala azala çoğalınır mı.. böcekleri eziyorsun vırrck diye bir ses çıkarıyorlar.. onların cehennemi de biziz işte”
12 2 / 2012
O’nun yazdıklarını aktarıyorum sözlüğe, aktardıkça okuyorum, okudukça yıkılıyorum.
Yıkıldıkça yığılıyorum, yığıldıkça tekrar okuyup ayağa kalkıyorum, ayağa kalktıkça hayatı baştan yaşıyorum, hayatı baştan yaşadıkça, aşık oluyorum, aşık oldukça biraz daha tazeleniyorum…
Deniz i onunla seviyorum..
Hiç şüphesiz.
12 2 / 2012
*** kimseyi enterese etmeyecek kişisel bir yılın yılsonu envanteri ***
“geçen yirmi altı yıla..”
yirmi altı yaşımı yaşadım.. yirmi yedi’me girdim. bu yirmi altı yaşımı ilk yaşayışımdı.. yirmi altı yaşımı daha önce hiç yaşamadığım için yirmi altı yaşımı, yirmi altı yaşıma yakışır şekilde mi yaşadım, yoksa otuz üç yaşım gibi mi yaşadım bilemiyorum… fakat, ama, ancak kesin olan bir şey var ki o da takvim ve parmak hesabına göre yirmi altı yaşımı yaşadım.
orta yaş bunalımına girdim.. ortada kuyu vardı, yandan geçtim.. orson welles, yurttaş kane filmini yirmi beş yaşında çekmiş.. “orson welles o filmi yirmi beş yaşında nasıl çeker lan oğlum bunalımı”na girdim. garson welles bol bira getirdi… ben de bol içtim.
iyi, kötü, güzel, çirkin, kirli, çürük ve asil, aptal, zeki, yumuşak ve olduğu gibi olan karşı cinsgillerden (bayan, kadın, hanım, hanım hanımmcık) türlü dostluklar ve hayat, mekan arkadaşlıkları edindim.. bir ara kadınsız hiç yapamadım, lesbiyen oldum.. bağışıklık kazandım, gururumu kaybettim.. alkışı duydum, ihaneti gördüm.. sesimde oldu, sessizliğim de.. seviştiğim de oldu benim, sen de başını alıp gitme ne olur.. ne olur tut ellerimden de oldum.
çağından sınırlı sorumlu, serumlu, sorunlu bir insan olarak memleket ve dünya meselelerini acayip ipledim. ırgalandım da duruldum.. koştum ardımdan yoruldum.. akil baliğ olmuş her ülke yirmi altı yaşındaki insanı gibi “memleketi kurtarma planları yaptım.” günde beş öğün aç karnına “ne olacak memleketin hali” dedim.. şubat ayı’nın öbür aylara nazaran daha az çekmesi sonucu şubat ayında memleketi fazla düşünemedim, özür dilerim.
hayat, dünya, geçmiş, gelecek, petek dokulu kanatlı orkid ve kıta sahanlığı üzerine ciddi ciddi kafa yordum.. berber veya taksi şoförü olmadığım için akıl ve fikirleri mi kendi kendimle paylaştım.. giderek kendimi damla damla biriktirerek, kötü günler için sakladım.. fakat saman adam olmadığım için henüz zamanım gelmedi.
bir yıl dört mevsim, dört mevsim on iki ay, on iki ay elli iki hafta, elli iki hafta üç yüz altmış beş güne, üç yüz altmış beş gün sekiz bin yedi yüz altmış saate tekabül ediyor. üşenmedim yirmi altı yaşım içindeki bir anımda bunu hesap ettim. elime ne geçti.. hiç.. “insan ömrü sayılara vuruldu mu çok umutsuz olunuyor.. en iyisi sözcükler” diye düşündüm.. “insan ömrü ne uzun ne kısa.. orta boy ömür yoğurdu ayarında” gibi düşündüm… üzüldüm ayran oldum.
günde ortalama sekiz saatten, bir yirmi altı yaş içinde tam iki bin dokuz yüz yirmi saat (affedersiniz) ossura, ossura uyudum.. günde yine ortalama sekiz saatten, bir yirmi altı yaş içinde tam iki bin dokuz yüz yirmi saat (affederim) eşşek gibi çalıştım, sinirlendim, kızdım, seviştim, okudum, yazdım, çizdim ve yalan dünya senden bezdim.
şimdi yirmi yedi yaşıma girmiş bulunuyorum.. çoğu şey yirmi altı yaşımdakinin aynısı.. yaşamaya erzincan yöresinden katılıyorum.. daha nice böyle biyolojik kertlerimi yaşamak istiyorum.. yaşamacı arkadaşlara başağrılar diliyorum… iyi yaşayan kazansın, sonunda iyi ölümler anasını satayım diyorum.. amaç centilmence ve medenice yaşamaktı.. ödül ölümdür.. yani tıss.. güzeldim.. güzeldik.. güzeliz.. güzeliz..
12 2 / 2012
AYNI ANDA OLUR BUNLAR;

ne kadar çok asfalt dökülse de yollara
bir kız kötü yola düşer mutlaka
biri sevgilisini düşünür hayatın anlamı gibi
genelevde bir adam bir kadına
tüm cevap şıkları biraz da kendisiyken
“buraya nasıl düştün” diye sorar
meşhur ve yabancı mağazaları
kapıcı kızları süpürür geceleri
biri namusu kirlenmesin diye canını verir
gece morg bekçisi bir güzel düzer onu
böyle gelmiş böyle gider der biri
“haadii leenn” der bir diğeri
ama esas mekanizmaysa başka biri
birinin hayal gücü zengindir ama hiçtir
biri hayal kurmaya bile adam tutar zengindir
biri zayıf alır matematik dersinden
zayıf veren öğretmen ay sonunu hesaplar
biri boş vakitlerinde su sporları yapar
birinin dolu vakitlerinde evini su basar
kahvede televizyonda laleli yangını seyredilir
“yazık ulan bu nataşalara daha gençlermişde
daha çok düzülürlermiş” der gülerek biri
biri tam otuz yıl sonra çıkar hapisten
habire ev alır biri habire araba alır biri
bir martı ölür kimseye gazeteye ilan vermez
garsona asgari ücret kadar bahşiş verir biri
biri haberlere konu çıksın diye intihar eder
herkes benim gibi olsa dünya ne güzel olur der biri
birinin doğum günüdür şimdi birinin düğünü
biri ölmek üzeredir biri hamile kalırken
biri biri bile değildir tipten kaybeder o biri
biri hayat pahalı der günde yüz kişi ölürken
biri akşamdan kalmadır akşamın haberi yoktur
biri sevgilisine mektup yazar kompozisyon gibi
televizyona dalar biri yakar yemeği
biri birine çarpar iki hayat değil de iki yumurta sanki
trafiğe küfreder biri yolcunun bacaklarına bakarak
altı milyar insanın boku nereye gidiyor der biri
birinin taksidinin son günüdür onu düşünür
biri bir kavgayı ayırayım derken boşu boşuna ölür
eroin krizine girer biri çırpına çırpına yürür
biri köpeğini gezdirir biri bebeğini
köpek losyon kokarken bok götürür bebeği
biri memlekete sadece televizyonda üzülür
yeter ulan memleket de biraz bana üzülsün der biri
birinin bir dişi altındır kıçı gümüş kaplama
birinin teneke kadar değeri yoktur bit pazarında
bir türlü anlam veremez dünyanın döndüğüne biri
dünyayı döndüren enerji nerden gelir kim verir
nerde kalacak bu millet nerde bu devlet der bir diğeri
birinin evine hırsız girer birinin evine polis
biri çöpten ekmek ararken çöplerden heykel yapar biri
serçelerin nüfusu artıyor mu azalıyor mu
fantom niye ormanda on kaplan gücündedir
düzen mi düzülen mi asıl eşcinseldir
ne olacaktır bu fenerin hali allah aşkına
geyik sardıkça sarar kahvede çaylar tazelenir
sur dibinde atlar kesilir kedilerden kokoreç yapılır
hayat çok mantıklıdır insanlar güzeldir der biri
dünyayı hayatı bu hale uzaylılar sokuyormuş gibi
insan toprağa dönüşür topraktan çiçek biter
biri birine verir o çiçeği sevişir hayat sürer
biri ölürken biri dirilir biri ağlarken biri sevinir
biri geç kalırken biri erken gelir birine
biri severken biri ayrılır biri ah derken biri oh der
adları değişik olsa da hep aynı gün yaşanır
yoksulluk dünya da o kadar zengindir ki
açlık ingilizceden bile en birinci lisandır
biri bunları yazar başı göğe mi erer
biri bunları okur ya sever ya küfreder
12 2 / 2012
Kim dedi çok şey istiyorum diye..Huzur ve mutluluk her fırsatta temennim olmuşken,kendime de sadece bu ikiliyi istiyorum.
Onları hak ediyorum çünkü.Ben istiyorum ki bir düş kurduğum zaman o düş’ün gerçek olması için çabalayayım.Boşa kürek çeksem bile elbet birgün düşlerimin değişeceğine eminim.Yılmak istemiyorum.İstediğim biraz istediğim kişilerle huzurlu ve mutlu yaşamak.Bunu bana çok gören yanlış evren sinyallerini eshefle kınıyorum.Ama hiç bir zaman vazgeçmeyeceğim düşlerimden.O düşleri anlamlandıran kişiler ve kattıkları neşe neşeme neşe katacak.Daha çok seveceğiz birbirimizi.Daha çok şey paylaşacağız.Biraz gün ışığı,üçlü kanepe ve müzik arşiviyle de bunu başarırız.İnanıyorum.
Ben mi düş görüyorum.Düş mü beni görüyor.
11 2 / 2012
Kime sorsam dönüşüm yok..
Nereye gitsem mavi,Yelkenimde deli rüzgâr,Her yanım tuz….
Kime sorsam dönüşüm yok..
Her gemi biraz deniz,Her yanım mavi, her yanım yel,Her yanım tuz
…Deliyim

